12 Şubat 2026 Perşembe

Sivrisinekler insan kokusunu ve ısısını algıladıkları anda tepki verirler.

Sivrisinekler, özellikle dişi olanlar, kan emmek için insan ararken inanılmaz hassas bir algı sistemine sahiptir. Bu sistem, uzak mesafeden yakın temas anına kadar adım adım devreye girer ve en güçlü tetikleyicilerden ikisi insan kokusu (vücut kokusu) ile vücut ısısıdır.



Her şey genellikle nefesimizden çıkan karbondioksit (CO₂) ile başlar; sivrisinekler bunu metrelerce öteden, hatta 30-50 metreye kadar algılayabilir. Bu gaz, onlara "yakında sıcakkanlı bir canlı var" sinyali verir ve uykudan uyanıp uçmaya başlamalarını tetikler. CO₂ izini takip ederken devreye giren asıl "insan dedektörü" ise antenlerindeki özel koku reseptörleridir. Bu reseptörler, derimizden buharlaşan uçucu maddeleri –özellikle laktik asit, karboksilik asitler ve diğer ter/sweat kaynaklı asidik bileşikleri– çok hassas şekilde yakalar. İnsan teri ve ciltteki

Karınca kolonilerindeki altruizm (özgecilik, diğerkâmlık)


Karınca kolonilerindeki
altruizm (özgecilik, diğerkâmlık), doğadaki en çarpıcı fedakârlık örneklerinden biridir. Bir karınca kolonisi, adeta tek bir “süper organizma” gibi davranır: Binlerce birey, kendi bireysel hayatta kalmasından ziyade koloninin (ve dolayısıyla kraliçenin soyunun) devamına adanmıştır.
Karıncalardaki Altruizmin Temel Biçimleri
  • İşçi karıncalar üreme yapmaz: Çoğu karınca türünde işçiler (dişi) steril ya da üreme yeteneği baskılanmıştır. Onlar yumurta bırakmak yerine kraliçenin yavrularını büyütür, yiyecek toplar, yuvayı korur, temizler. Bu, klasik anlamda “kendi genlerini doğrudan aktarmama” pahasına başkalarının (kardeşlerinin) genlerini aktarmaya yardım etmektir.

Hiçbir arı, diğerlerine yük olmamak için kovanda ölmez.


Yaşlanan tarlacı arı, kanatları yıpranmış, gövdesi yorgunluktan hafifçe titrerken bile son uçuşunu yapar. Gün batarken kovanın girişine yönelmek yerine, bir çiçeğin taç yaprağına usulca konar. Orada kalır. Geceyi yıldızların altında, rüzgârın hafif okşayışıyla geçirir. Soğuk, nem, yalnızlık… Hiçbiri onu korkutmaz artık. Çünkü o, yük olmamayı seçmiştir.

Yaşlanan ve hasta olan arılar günün sonunda kovana dönmezler.